FM 2019 Çıkış Tarihi Belli Oldu

Fm19 Duyuruldu steamda erken satın alma indirimi ile başladı! Gerçi indirim dedikleri de çok tartışılır :)

FMRTE 2019 İndir!

FMRTE 2019 için yakın takipteyiz çıktığı anda sizlerle paylaşacağız

FM 19 Yamaları ve Ek Dosyalar

Çok yakında bu bölüm hizmete girecek!

Fm Oyuncuarı Destekleşme Blog

Blog'umuz fm oyuncularına fayfalı ilerikler sağlamak amacı ile açılmştır oyunculara destek olabilrsek ne mutlu bie.

FM 19 Save Dosyaları

Çok yakında save dosyalarını paylaşmaya başlayacağız

21 Aralık 2016 Çarşamba

BÖLÜM 2



Nerede kalmıştık?

Sezon öncesi kampımızı hazırlık maçlarımızı yaparak tamamlamış bulunmaktayız. Durum şöyle;

* Taktiğimiz şimdilik hazır görünüyor,
* Oyuncularımızın kondisyonları bir hayli yüksek,
* Moral olarak son iki maçı kazanmamızın da eksiğiyle daha bir motiveler,
* Pozisyon olarak eksğimiz yok ancak kanatlardan şüpheliyim biraz, belki devre arası (tabi alabilirsek) ücretsiz bir kanat alabiliriz. Sonuçta lig düşmemeye oynuyoruz, kontradan hızlı adamlarla goller lazım bize. Dediğim gibi duruma göre ve şartlara göre alabiliriz. Belki de bu seneyi idare edebiliriz, önce performansları istatistikleri görelim.




Maçlar başlasın!!

Gazeteciler "heyecan var mı?" şeklinde bir soru yöneltti, olmaz mı be abicim olmaz mı? İlk maçımızı Niğde Bld. ile yapacağız. En sevmediğim şey sezon başındaki ilk 3 lig maçı. Rakip takımın ciddi manada istatistiklerini göremiyorum. "Nereden gol yemiş, asistler en çok nereden yapılmış, pasör oyuncular kimler ve kimlere markaj yapmalıyım" gibi soruların cevaplarını bulamıyorum. Maçın gidişatına göre yapmam gerekiyor bunları genellikle. Maç içinde rakip takım istatistiklerine girdiğinizde rakibinizin en detaylı rakamlarını görürsünüz. Rakip takım talimatlarını kesinlikle kendiniz yapın, yararını göreceksiniz. Ancak bunu yapmak için söylediğim istatistikleri biraz takip etmeniz gerekiyor. Mesela rakibin en çok pas alan ve isabetli pas atan oyuncusunu tespit edip ona markaj ya da rakip talimatı kullanırsanız, geçen maçta 8.00 ortalama ile oynayan adamı 6.10 ile oyundan çıkarttırabilirsiniz. Yalnız DİKKAT! Bu oyuncuya birebir markaj görevi vermeniz demek, görevi verdiğiniz oyuncunun mevkisini kaybetmesine yol açabilmeniz demektir. Pozisyonunu kaybedip rakibe büyük boşluklar verebilirsiniz. Yani yakın markaj da kesin çözüm değil. Bir çok kombinasyon var bunu yapabileceğiniz.

(1. Hafta) Niğde Bld 0 - 2 TSK





Deplasmanda temiz bir skor aldık. Rakip bizden az da olsa favoriydi ama güçlü bir rakip olduğunu söyleyemem. Bölüm 1'de Arif ile ilgili söylediğim şeyler gerçekten olacak gibi. Takımı sırtlıyor, arkadaşlarından pasları alıp güzel ve seri paslar dağıtıyor. TSK ile kariyer yapacaklara Arif'ten faydalanmalarını şiddetle öneririm. 

Beni asıl şaşırtan, ilk maçtan rakiple pişti olduk. Aynı dizilişi nasıl kullanabildi o kadar seçenekten enteresan. Neyse bu haftayı kayıpsız geçip lige moralli başladık. Mütevaziliğimizi koruyacak ve küme düşmeme hedefi ile oynamaya devam edeceğiz.


 (2.Hafta) Menemen Bld 1 - 1 TSK



Erman Kılıç'a özel önlem aldım bu maçta iyi oynayacağını tahmin ettiğim için. Hatta bunu başardım da ancak şu amatör penaltı bize engel oldu. Rahat alabileceğimiz maçta 1 puanla sahadan ayrılmak zorunda kaldık. Bu penaltılar canımızı yakmamalı. Daha bol gol atmalıyız. Taktik bir otursun görelim.


(3.hafta) 1461 Trabzon 0 - 2 TSK



Tahminimden iyi başladık lige. Yenilgiler veya beraberlikler serisi bekliyordum açıkçası.Bu maçtan rakibin iki MC'sine oyun kurma şansı tanımadık özel önlemler alarak. Puanlarını görüyorsunuz zaten. Bu maç için tek söylemek istediğim şey "ŞAHİN ARİF".


(4. hafta) TSK 1 - 4 Kırklarelispor



Eeee yakıştı mı şimdi bu? Yok yahu tutamadık herifleri. Bizim savunma bu maç döküldü. Maç antrenmanını takıma fazla güvenip "hücum organizasyonları" yapmıştım ama ne haddimeymiş? Bu beraberlik beni korkutuyor, umarım düşüşe geçmeyiz ve toparlarız. 


  (Ziraat Türkiye Kupası 2. Tur) TSK 2 - 1 Keçiörengücü



Sıkıcı bir maç oldu ama önemli olan turu geçmekti. Gruplara kalırsak on numara beş yıldız olacak. Paraya ihtiyaç var paraya! Arif önemsemedi bu maçı 70 de aldık oyundan. Dinlensin çocuk. Aslında rötasyon yapmayı düşünsüm ancak konu ciddi, gruplara gerçekten kalmam lazım riske atamazdım.



 (5. Hafta) Kayseri Erciyesspor 0 - 1 TSK



Böyle TSK yazınca da Türk Silahlı Kuvvetleri gibi oluyor ama her seferinde uzun uzun da yazmak istemiyorum. Neyse, bu haftayı da kayıpsız geçtik. Takım beni oldukça şaşırtıyor. Arif bu maçta da kayıpları oynadı ama neyse ki Yedek kanat oyuncumuz Emre Azim takıma önderlik etti. Skoru erken bulmamız iyi oldu çünkü onu atamasak daha da gol olmazdı bu maçta. "Sabaha kadar oynansa gol olmaz" tarzı maçlar vardır ya işte o cinstendi. Açıkçası ikinci yarı tamamen zamana oynadık. 

Zamana oynamak!

Zamana oynamak için neler yapabileceğinizden bahsetmek istiyorum biraz. Bir çoğunuz zaman geçirme taktiği yaparken şu hataya düşüyorsunuz; oyuncularınızı geriye çekiyor, savunmayı 5'liyor ve tamamen geriye yaslıyorsunuz oyuncuları. Buna gerek yok. Taktiki dizilişinizi koruyun. Tabi bu dediğim 4-3-3 gibi taktikler için geçerli değil. Zaman geçirmeye yönelik bir taktiki dizilişiniz olmak zorunda. Benim normal taktiğimi biliyorsunuz, zaten buna elverişli. Sadece "oyun anlayışı", "takım şekli" ve takım talimatlarında oynama yapıyorum. Bir de ekstra olarak forvetimi "tam forvet - hücum" şeklinde ayarlıyorum. Bu ayarları sizlere aşağıda vereceğim. Karşılığını mutlaka alırsınız. Ancak dediğim gibi benim kadrom bu dizilişe elverişli. Oyuncularıma göre kadro yaptım. Sizde bu taktik işlemeyebilir. Taktiğinizi nasıl yapmanız gerektiğini burada anlatmıştım.

Zaman geçirme taktiği yaparken dizilişimizi aynı tutup;


bu şekilde ayarladık. Takım talimatlarımız da yine aynı görselde yer alıyor. Forvetimize ise "tam forvet - hücum görevi" verdik ve özel ayarlardan;


Oyuncumuzun fiziki özellikleri 2. Lige göre iyi seviyede. Bu sayede top tutabiliyor ve fiziğini kullanabiliyor. Alt liglerde bu çok önemli. Eğer düşük liglerde takım yönetiyorsanız teknik özelliklerinden çok fiziksel özelliklerine bakın. Bitiriciliği 6-7 olan bir forvetin fiziği harika olsun, sizi tüm sene taşıyabilir. Bu her oyuncu için geçerli değil tabi ki. Bizim şansımıza elimizde Ozan gibi bir oyuncu var. Kendisinden memnunum şu anda. 



5 hafta bitti

Ligde 5 haftayı geride bıraktığımıza göre şu istatistiklere bakabiliriz artık. Gözlemcimizi "gelecek maç için görevlendir" seçeneğiyle görevlendirdiğimiz için rakip takım hakkında geniş çapta bilgi edinebiliyoruz. 



Örneğin gelecek maç Antalyaspor ile maçınız var (tabi ki benim yok), rakip takıma girip üst sekmeden "takım raporları" seçeneğini seçip "as kadro" ve "istatistikler" bölümüne sırasıyla giriyoruz. Gelen ekranda "Genel oyun" bölümünü göreceksiniz.Orada "başarılı pas" bölümü yer almakta orta bölümde. Aşağıdaki rakamlardan birine basın ve yukarıdaki görselde gördüğünüz ekran gelecek. Bu ekran size bu rakibiniz hakkında kilit pas atan oyuncuları, en çok pas hatası yapan oyuncuları vs gibi bir çok bilgiyi verecek. Yeşil çizgi ile belirttiğim bölge "pas girişimi sayısı", kırmızı bölge ise "başarılı pas" sayılarıdır. Şimdi biz diyelim Antalyaspor'la maç yapacağız, kime ne uygulamamız lazım bir bakalım hep birlikte;

Görseli büyültüp ekranınızın yanına alın ve bir yanında da yazıyı okumaya devam edin. Jean II Makoun kardeşimiz bir hayli pas trafiğinde bulunmuş. Belli ki oyun bu futbolcunun üzerinden dönüyor Antalyaspor'da. Bu oyuncu nerede oynar? DMC ya da MC'de. O halde bu oyuncuya DM oyuncularımızdan biri ile markaj yaptırabiliriz. Maç için gözlemleyeceğiz tabi ki, bakıyoruz ki oyuncumuz mevkisini kaybediyor, bu seçeneği kaldıracağız. Ayrıca rakip takım talimatlarından oyuncuya "sıkı markaj", "sert müdahale", "her zaman press" ve "zayıf ayak" seçeneğini işaretliyoruz. Artık ona top oynatıp oynatmamak sizin oyuncularınıza kalmış. Bende genelde işliyor bu. Tabi ki işlemediği ve büyük boşluklar verdiğimz de oluyor. Maçı geniş olarak izleyin. Önemli anlar yapmayın. Bu oyunu okumanızı önleyecektir, zaten pek bir müdahale şansınız olmuyor. Genelde goller oluyor "önemli anlar" seçeneğinde. Bir diğeri ise Chico isimli yine merkez ortasaha oyuncusu. Buna da anlattığım tarzda önlemler alabilirsiniz. Umarım size bir yol gösterebilmişimdir bu konuda.


(6-7-8-9. Haftalar - 2.Lig Kırmızı Grup)



Şu skorların temizliğine bir bakar mısınız? Yukarıda demin zaman geçirmeye yönelik bahsettiklerim nasılda işliyor takır takır. Helal olsun çocuklar diyorum, helal olsun! Aralarında ilk yarıda gol bulup ikinci yarı tamamen maça yattığımız karşılaşmalarda oldu, 0-0'a yatıp hızlı kontralarla gol bulduğumuz maçlarda oldu ki beni en çok mutlu eden goller bunlar. Hani hep başımıza gelir ya, maçta son 10-15 dakikaya girmişizdir, oyun kontrolü bizdedir ve gol atmamız lazımdır. Ama bir küçük hata da gol yer ve maçı kaybederiz. İşte o cinsten. Ama bu sefer bunu biz yapıyoruz, siz de yapın!


(10. hafta) TSK 2 - 2 Gümüşhanespor 


Yani tamam, takım beklediğimden iyi gidiyor, işler yolunda lideriz ancak 84'te de böyle gol yenmez be arkadaşım!


Şu savunmanın avanaklığına bakar mısınız! Dakika olmuş 84, 2-1 öndeyiz rakip korner kullanıyor, savunma toplanmış kale önüne ve markaja giden yok. 2 tane adam 6 pas alanının dışında bomboş. Adam Ronaldo gibi yükselip abanır gibi kafa vurdu kaleye. Neyse moral bozmak yok. Biz hala mütevaziyiz, hala küme düşmemek hedef.


(Ziraat Türkiye Kupası 3. Tur) Karşıyaka 1 - 0 TSK



Diyecek söz bulamıyorum, haketmedik bu skoru. Ne yaptıysak atamadık. Mahmut Temür'e özel önlem aldım aslında ama bu defa sökmedi. Adam gerçekten çok iyi oynadı. Bu sene kupaya veda ettik 3. turda, artık seneye...


(11-12-13-14-15-16-17. Haftalar - 2.Lig Kırmızı Grup)


Çok iyi gidiyor çok! Son 7 maçta sadece 1 malubiyet ve 1 beraberlik aldık. Malubiyet aldığım maçta rakip galibiyeti haketti, çok kötü oynadık. Son 15 dakika müdahalelerimle bir hayli baskı kurduk ama 1 tane atabildik. Sağlık olsun.



2.Bölüm sonuna gelirken;



Ligin şüphesiz flash ekibiyiz. Beklenmedik bir çıkış ve oyun gösteriyoruz sahada. Oyuncularımın hepsini tebrik ediyorum, ellerinden gelenin de fazlasını yapıyorlar. Şu anda 11 Aralık'tayız. Devre arasında kanat oyuncusu almayı düşünüyorum, tabi eğer şu ankilerden biraz daha üst seviyede bulabilirsem. Kira seçeneğine de gidebiliriz.




Kanat oyuncularımın ortalama maç puanlarını hiç beğenmiyorum. Kesinlikle takviye şart. Bir maç çok çok iyi, bir maç vasat oynuyorlar fakat buna rağmen iyiyiz. Daha iyisini arayacağız oyun olarak hep, felsefemiz bu.



3.Bölümde görüşmek üzere...



- - - - - - - - 




NOT 1 : Görsellere tıklayarak büyültebilirsiniz.

NOT 2 : Benim için sizin "düzeyli derecede" eleştirileriniz çok çok önemli. Tavsiyelerinizi, yorumlarınızı, olumlu/olumsuz her türlü eleştirilerinizi aşağıya yoruma ya da sayfamızın Twitter adresine bekliyorum.

BÖLÜM 1 - Tuzlaspor Yazı Dizisi



Dikkat dikkat! Bu yazı dizisi azim, hırs, sabır içermektedir.

Merhaba FM severler. Uzun süredir planladığım, yapmak isteyip de yapamadığım, zaman ayıramadığım bu projeyi gerçekleştirmek istiyorum ve bunun için çoktan kolları sıvadım bile. Genelde bu tip yazıları, kariyerlerde forum sayfalarında görebilirsiniz ancak bir değişiklik yapalım istedim. Bir ufak bilgi vereyim; sayfayı web sitesine (.com) dönüştürmeyi şu an düşünmüyorum.Blog sayfasının arayüzüyle ilgili bir sorun ya da sıkıntınız olursa aşağıda yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Hikayemizi ilerleyen zamanlarda belli günlere dökmeye ve o günler paylaşmaya çalışacağım. Sizin açınızdan takip etmesi daha kolay olabilir belki. Yine de her türlü gelişmeyi Twitter adresim üzerinden güncel şekilde paylaşacağım (twitter.com/fmgazetesi).

Şimdi çayını - kahveni al gel yanıma bakalım. Keyifli okumalar.


Sevdanın Rengi Mavi Beyaz

Uzunca düşündüm hangi takımı seçebileceğim konusunda. Championship Manager serisinden beri oynarım oyunu ve aradan geçen onca yıldan sonra bile oyunun tadı bende değişmedi. O tad ise küçük kulüplerden geçiyor. Herkes büyük bir kulüp seçip onu kolayca yönetebilir. Kısa zamanda çok şey yapabilirsiniz, para var huzur var! Bu şekilde oynayanlara saygım var elbette ancak oyunun gerçek zevkine ulaşamıyorlar diye düşünüyorum. Biraz da amaç önemli burada tabi. Herkesin oyundaki amacı farklı olabilir. Neyse biz artık işimize dönelim.

Çok bi araştırma yaptığım söylenemez. Bir kaç lig açtıktan sonra Türkiye 3. Ligi'ne girdim. İlk bakışta iki grupta da beni çeken bir takım olmadı. Bir kez daha şöyle bir baktım ve "medya tahmini" kaç olduğuna bakmadan direk Tuzlaspor'u seçme kararı aldım. Açıkçası medya tahminini lig başladıktan sonra gördüm. 18 sıraya layık görmüşler bizi, hahhh!!! Peki öyle olsun bakalım. Daha beni tanımıyorlar dedim (erken bir ego).





Şu yukarıdaki koca yürekli taraftarıma bakar mısınız? Amigomuz bile var! Onların adı "Cefakar Tuzlalılar". Gelecekte çoğalacaklar tabi hep böyle az kalmayacaklar.

Küçük bir not - Kariyer boyunca hep aynı takımda kalacak ve başka takıma teklif gelse bile gitmeyeceğim. Amacımız bu takıma ECC aldırm... öhöö öhöömmm!! aldırmak.

Kariyer hikayelerine böyle fotoğraflar koymak adet olmuş, eh bizde yapalım. Madem bu bir yazıdan ibaret, azıcık renklensin ve gözümüzde şekillensin. Elimden geldiğince betimleyeceğim.


Gelelim takıma

Küme düşmemeye oynayan bir takımın kadrosunda öyle ahım şahım adamlar göremezsiniz. Günü kurtaracak adamlar olsa kafidir. Bizde de bu tarz adamlar var diye düşünüyorum. Hemen takımın mevcut yeteneği en yüksek olan oyuncularına bakarak göreve başlıyoruz.


Yukarıdaki alıntıda gördüğünüz yeşil çizgili alan bize oyuncuları "mevcut yeteneklerine (Current Ability)" göre sıralandığı bölümü gösteriyor. Kırmızı bölüm ise bize bu oyuncuların en iyi hangi mevki ve o mevkide en iyi hangi rolde oynayabileceklerini gösteriyor. Bu tablo size nasıl bir taktik oluşturabileceğinizi gösteren en net bölümdür. Açıkçası eskiden kendi taktiğimi yapan biri olduğumu söyleyemem. Ancak yavaş yavaş farkediyorum ki kendi taktiğimizi yapmamız, bilinçli bir şekilde oynamamız, işte bize bu oyunun asıl amacını veren şeydir. Zaten yukarıda gördüğünüz tablo konuşuyor, size "bana şöyle bir diziliş yap, o dizilişte şu oyuncuları şu görevlerde kullan" diyor. Bu görsele kadro ekranına gelerek, üstteki sekmede "raporlar" seçeneği ile gelebilirsiniz. Unutmayın ki asistan menajerinizin PA veCA değerlendirme özellikleri ne kadar yüksek ise bu yıldızlar ona göre değişebilmektedir.

O halde haydi taktiğimizi birlikte yapalım. Elimizde oldukça geniş bir oyuncu havuzumuz var. En üstte bulunan oyuncuları tercih etmeye çalışacağım öncelikle.



Şu görüntünün güzelliğine bir bakar mısınız! Sanırsın Barcelona, her oyuncu full mevki alışkanlığında.

Yaptığım analizlerden sonra karşıma bu şekilde bir diziliş çıktı. Tabi ki bu sezon içinde değişecektir, maça göre farklı görevler, farklı dizilişler olabilecektir. Her takımı aynı taktik ile yenemezsiniz sonuçta değil mi? Şunu da unutmayın, bu şekilde her oyuncuyu alışkanlığı olan mevkiye koymak size başarı getirecek diye bir şey yok Taktik içinde de dengeler olmak zorunda. Bunu zamanla maç yapa yapa öğrenecek ve keşfedeceğiz birlikte.

Sezona bu şekilde başlamayı planlıyorum, hazırlık maçları ve hazırlık dönemi sonunda ki takım performansına birlikte bakarız. Kim mevkisinde ne kadar yararlı olmuş, kim hatalar yapmış, top kaptırmış vs... Kanat oyuncuaları orta açabilmiş mi, stoperler ve ortasahadaki mücadeleci oyuncular nerelerde top kapmış gibi önemli detaylar taktiğimizi şekillendirecek.

Sezon öncesi antrenman

Sezon öncesi antrenman programımızı bu adresten bulabilirsiniz. Antrenmanlarımızda, rehberimiz de bulunan çizelgeye göre gideceğiz. Sizde kendi takımınızda bu çizelgeye göre gidebilirsiniz.

Bir sonraki adresimiz "takım raporu" bölümü. Malum yeni bir takıma geldik. Yol bilmez iz bilmez bir haldeyiz. Kimseyi tanımıyor, oyuncular hakkında, takım hakkında en ufak detay bilmiyoruz. Şu aşamada takımı tanımanın en kolay yolu bu bölümdür.




Takım raporları bölümünde "genel bakış" ve "kıyasla" bölümlerinde bu tabloları görürüz. Bu tablolar bize yapacağımız talimatlar hakkında bir fikir verebilir.

İkinci tabloda gördüğünüz gibi boy uzunluğu konusunda "ortalama üzeri" bir durumdayız. Hava toplarıyla iş yapmayı planlıyorum. Bu şekilde üstte bulunan diğer mevki avantajları/dezavantajları hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz.

Antrenmanımızı, taktiğimizi hallettikten ve takım raporumuza göz gezdirip biraz da olsa takımımızı tanıdıktan sonra geçiyoruz kulüp personellerimize. Şu aşamada fazla bir değişiklik düşünmüyorum. Sadece iyi bir (şartlara göre) asistan istiyorum takımıma. Çünkü U21 ve U19 takımlarının sorumluluğu da dahil bir çok görev vereceğim kendisine. Futbol direktörü bu sene düşünmüyorum. İhtiyacımız yok şu anda. Gereksiz paralar saçmıyoruz sonuçta!


Bu Norveç'li arkadaşa güvenim tam. PA ve CA değerlendirmesi bir hayli istemediğim seviyede ancak benim antrenörleri seçerken olmazsa olmazım olan özellikleri fena değil. Kararlılık ve disiplini yüksek seviyede, motivasyon biraz daha iyi olabilirdi ama ne yapalım, takım konuşmalarını da ben yaparım.

Yol arkadaşımızı da seçtikten sonra yavaş yavaş başlayalım mı hazırlık maçlarına ne dersiniz?


Veeeeee sezon açılsın!

Yaklaşık 10 adet hazırlık maçı ayarladık ve bu maçları tamamlamış bulunuyoruz an itibariyle. Sonuçlardan hiç ama hiç memnun kalmadım,  ANCAK ihtiyacımız olan gerçekten sonuçlar mı sizce? Adı üzerinde bu bir "hazırlık kampı dönemi". Benim için önemli olan olabildiğince kendi gücüme yakın takımlarla maç yapıp, takımın moralini üst seviyede tutup, takıma kondisyon yüklemek. Kesinlikle sonuçlar beni alakadar etmiyor, sizi de etmemeli. Bu maçların tek faydası, kondisyon yükü ve moral deposu olması. Eğer siz bütün maçları zorlu ekiplerle oynar ve kaybederseniz, takımınız moralleri yerlerde başlayacaktır lige ve size olan özgüvenlerinde bir azalma olacaktır. Ancak kendinizden düşük ve kendi gücünüze yakın bir takım seçerseniz daha adil bir oyun olacak ve kazandığınız zaman moraller yükselecektir.


Hazırlık kampımız bu şekilde geçti. Ben faydalı geçtiğini düşünüyorum. Son iki maçta galibiyet almamız ise iyinin iyisi oldu bizim için. Lige çeyrek kala moral depolamış olduk. Hazırlık maçlarında genel olarak as düşündüğüm 11'i koymaya ve birbirlerine alıştırmaya gayret ettim. Kampın sonuna doğru ise bunun ekmeğini yemişiz gördüğünüz üzere. Yedekte kalan oyuncuları U21 hazırlık maçlarında ısıtmaya çalıştım. Tabi ki arada onları da as takımda oynattım ama %75 bizim çocukları oynattım diyelim.

Hazırlık kampı sonrası taktiğimin aşağı yukarı oturduğunu düşünüyorum. Sadece sağ açıkta bulunan oyuncuyu bir tık geriye çektim.


Lige bu şekilde başlamayı planlıyorum. Sol kanat değişmeli olacak Savaş Yıldızhan ile Furkan arasında. İyi istatistiklere sahip olan formayı kapar. Sezon öncesine dair atladığımız bir şey yok sanırım. Korner taktiğimizi de kendimiz yaptık. 2 çeşit korner taktiği düşünüyorum; birisi 6 pas alanına, diğeri ise kısa pas ile kullanıp, topu alan oyuncumuzun çalımla geçerek içeriye katetmesi ve ya orta yapması. Planlar bu yönde. Bir de zamana oynama taktiğimiz var. Diziliş olarak aynı ancak talimatlarımız biraz farklı. Bunu da işe yaramasına ya da yaramamasına göre değiştirebilir ya da müdahale edebiliriz. Sezon uzun, gözlem yapmak için uzunca zamanımız var. Şu anda elimizde olmayan tek şey istatistiki bilgiler. Lig başlasın, 10. haftaya gelelim ve neler yapabilmişiz o zaman bir bakarız.

Birinci bölümü sonlandırırken söylemek istediğim bir iki şey daha var. Kulüp finansmanı konusuna hiç girmedim, malum bahsetmeye değecek bir paramız yok 0'lara yakın işte. Kırmızı olmasın bize o bile yeter şimdilik.

Pilot kulüp olarak "Göztepe" ile anlaştık ve hatta bahsetmedim ama bir oyuncu kiraladık.


Yani bahsetmeye değer görmedim malum sonuçta bir Gerard Piqué değil. Ancak zorlu uzun lig maratonunda rötasyon için aldım. Oyuncu için herhangi bir bedel ödemedik ve maaşını da sağolsun Göztepe karşılıyor. Başkanlarıyla aramız iyi, severim keratayı. Bir kaç sene sonra onları pilot kulübümüz yapmaya bile uygun görmeyeceğimin farkında değiller şu an.


Tesislerimiz



Kadromuzda bulunan mevcut yapıda ki en iyi isimler

- Ozan Papaker (ST)



Bu çocuktan umutluyum. Alt liglerde fizikli oyuncular teknik özellikleri olmasa bile çok iş yapabiliyor. Şaşırt beni evlat!

- Okan Duran (DC)


Geçmişinde büyük takımlarda oynamamış ama şu haliyle bile bizi götürmeye yeter. Defansın bel kemiklerinden biri olacak, yani öyle ümit ediyorum.

- Arif Şahin (AMC)


Arifim tarifim be! Ahanda buraya yazıyorum bu adam bizi tek başına üste çıkaracak. Tamam diğer çocuklara haksızlık etmiyim bu bir takım oyunu ama şu teknik özelliklere bakın! Amaaaaan kim demiş fizik önemli? Olmasa da olur yani...




1. BÖLÜMÜN SONU



- - - - - - - - 




NOT 1 : Görsellere tıklayarak büyültebilirsiniz.

NOT 2 : Benim için sizin "düzeyli derecede" eleştirileriniz çok çok önemli. Tavsiyelerinizi, yorumlarınızı, olumlu/olumsuz her türlü eleştirilerinizi aşağıya yoruma ya da sayfamızın Twitter adresine bekliyorum.



20 Aralık 2016 Salı

Sezon Öncesi Antrenman Nasıl Yapılmalı?


Football Manager'da yeni sezon için iyi bir hazırlığa sahip olmak çok önemlidir. Sezon öncesi boyunca, takımınızın kondisyon seviyelerini geliştirebilirsiniz. Fakat bu, yeni alınan oyuncularla ve takımınızın taktik tercihlerinizi tanımasıyla değişebilecek bir süreçtir. Sezon öncesinin en önemli kısmı oyuncularınızın Kondisyon seviyeleridir. İyi bir sezon öncesi antrenman programı, sezon başladığında oyuncularınızın maça uygunluğundan emin olmanızı sağlayacak, aynı zamanda oyuncularınızın  sezon boyunca formda kalmasını ve sakatlanmamasını sağlayacaktır. Ancak dikkatli olun! Onları çok yüksek ve ağır bir şekilde eğitmek ters bir etki yapacaktır! Yani dikkatli olmalısınız.

Bu rehberde sezon öncesi eğitimini yapmanın en iyi yolunun ne olduğunu, eğitiminizi nasıl planlamanız gerektiğini, doğru eğitim zamanını nasıl seçeceğinizi ve dostluk maçlarının nasıl ve ne zaman planlanması gerektiğini açıklamaya çalışacağım.

1. Adım: Başlangıç ​​Tarihi Seçme

Vermeniz gereken ilk karar bir başlangıç ​​tarihi seçmektir. FM'de her sezonun sonunda bir seçim yapılır. sezon öncesi başlangıç tarihini seçtiğinizde, çok uzun bir sezon öncesi ya da çok kısa bir sezon öncesi için seçenekler bulacaksınız. Tavsiyemiz altı ila sekiz hafta arası bir sezon öncesidir.

2. Adım: Takım Antrenman Odağı Seçme

Oyuncular tatilden döndüklerinde, sezon öncesi antrenman odağı çok önemli. İlk hafta boyunca ortalama yoğunluk seviyesi öneriyorum. Daha sonra ki 3 hafta yüksek kondiyon antrenmanına devam edecek ve yoğunluğu "yüksek" e çıkartacaksınız. 5. haftada "takım uyumu" yapabilirsiniz.

Aşağıdaki programda yaklaşık 8 hafta için bir sezon öncesi programı bulabilirsiniz.




Maç Hazırlığı

 Aşağıdaki programda maç hazırlığı ve Eşleştirme eğitiminin hangi türlerinin birleştirileceğini görebilirsiniz.



Dostluk Karşılaşmaları

Sezon öncesi boyunca dostluk maçları oynamak oyuncularınızın Kondisyon Seviyelerini  geliştirmenize yardımcı olur. Benim için sezon öncesi karşılaşmalarında sonuçlar hiç önemli değildir. Her şey takımın uygunluğu ve uyumuyla ilgilidir. Ancak elinizden geldiğince maç kaybetmeyin çünkü moralleri bir hayli etkiliyor.

Sezon öncesi ilk hazırlık maçı

Sezon öncesi ilk haftasında herhangi bir maç planlamayın. Oyuncularınız henüz maç oynamaya hazır değil. İlk haftada maç yapmak demek sakatlık riski artacak demek.

Hazırlık maçı sayısı

Bu da yapmanız gereken önemli bir seçimdir. Her gün bir maç yapabilirsiniz, ancak ekibiniz takım antrenman programını tamamlayamaz ve yalnızca maç hazırlığı üzerinde yoğunlaşacaktır. Haftada 2 dostluk maçı öneriyorum. Bu şekilde genel antrenmanı tamamlamak için yeterli zaman olmuş oluyor. Yeni sezonun başlangıcından en az 7 gün önce, sezon öncesinin maç takvimini programlayın.

Rakibinizi seçmek

Bu, esasen takım moralinı yüksek tutmak için önemlidir. Eğer bu maçları kaybederseniz takım morali bozulabilir ve oyuncularınız size karşı güven kaybı yaşayabilir. Moral yüksek tutmak için kendinize eş değer ya da kendinizden alt seviyede rakipler seçin.


28 Temmuz 2016 Perşembe

Hangi ligde, hangi takımla kariyer yapmalıyım?




Fon müziği için tıklayın "

Herkese merhabalar, bugün sizlerle "Hangi ligde, hangi takımla kariyer yapmalıyım?" sorusuna cevap arayacağız. Herkesin tercihi kendine göre farklı nedenler barındırır. Bu yazıda bilmediğiniz bir şey olmayacak ancak fikir verebilirsem, yönlendirebilirsem ne mutlu bana.

Bin bir türlü Football Manager oyuncusu var Dünyada. Kimisi tutkulu şekilde bir takımın başına geçip kariyerin sonuna kadar o takımla oynuyor, kimisi işsiz başlayıp serüvenden serüvene atlıyor, kimisi ise her gün bir lige özenip (imrenip) defalarca kariyer açıyor. Amacım karar vermenizi kolaylaştıracak fikirler verebilmek.

Öncelikle altyapısı sağlam takımlarla başlayalım; " TIKLAYINIZ "

Bağlantıda verdiğim adresi inceleyin. Daha önceki yazılarımdan biri olan bu bağlantıda altyapısı bir hayli sağlam olan bazı takımlar verdim. Tabi ki orada hepsi yok ancak başı çeken çoğu takım mevcut. Örneğin Benfica takımı bu oyundaki (bence) açık ara en iyi oyuncu çıkaran takımdır. Benfica'yı alarak kendinize "ben transfer yapmayıp sadece altyapıdan oyuncu yetiştirerek kadroyu kuracağım" vizyonu belirleyebilirsiniz -ki bence çok da zevkli olur. "Büyük takım, şampiyonluklar kolay gelir" diye düşünmeyin. Önce bir girişin hele! Kendi oyuncularınızı yetiştirip, onların gelişimini takip etmek, as takımlara çıkıp size kupalar kazandırdığını görmek inanılmaz bir haz veriyor. Deneyin, pişman olmayacaksınız.





"Türkiye'den kendi takımımla kariyer yapmak istiyorum" diyenler toplaşın bakalım. Ben yaklaşık 14 senedir, Championship Manager serisinden beri bu oyunun müptelasıyım. 2012 yılına kadar genellikle kendi tuttuğum takımla yaptım kariyerleri. Arada sırada serbest başlayıp oynadığım, uzun süren kariyerlerimde oldu ancak 2012 yılına kadar %90 kendi takımımla oynadım. O tarihten bu zamana kadar ise neden bilmiyorum ama zevk alamıyorum diyebilirim. Peki neden? Açıklayayım; öncelikle direk şampiyon olabiliyorsunuz, almak istediğiniz çoğu oyuncu geliyor, takım belli bir tanınmışlık düzeyinde, tesislerimi güzel falan filan diye uzar gider bu liste.Hal böyle olunca artık beni bu durum sıkıyor. Siz şu anda kalkıp antrenörlük belgesi alsanız direk büyük takımda başlayamayacağınız gibi bu oyunda da bence direk büyük takımla başlayamazsınız. E buda bir simulasyon oyunu. Gerçeğe ne kadar uygun olursa o kadar haz veriyor insana. Neyse lafı fazla uzatmayayım. Türkiye'de kariyer yapacaksanız alt liglerden başlamanızı öneriyorum. Mesela Altınordu bünyesine yabancı oyuncu kabul etmiyor bildiğim kadarıyla. Altyapısı ve tesisleride şahane üstelik! Yerli oyuncularla Türkiye'de bir ilk yapmaya ne dersiniz? Ya da semtinizin takımını alıp üst liglere çıkarmayı denemeyi düşünmez misiniz? E Beşiktaşla, Fenerbahçeyle, Galatasarayla, Trabzonsporla, Bursasporla vs. bunları yapmak çok kolay zaten, oyunun ne anlamı kalıyor ki? Ben Sivasla bile ilk seneden şampiyon oldum...

Ligleri tek tek incelemek, irdelemek istemiyorum. Sizlere asıl vermek istediğim öneriye geçelim.



İNGİLTERE PREMİER LİGİ




Öyle en altlara inmenize gerek yok. Tabi ki en alt amatör liglerinden başlamak her zaman daha zevkli ve tutkulu bir oyun sonucu ortaya koyar, sabır ister, kararlılık ister ancak 3. liginden itibaren de alabilirsiniz. Geçen hafta bir taktik paylaşmıştım. " TIKLAYINIZ " Bu taktiği denediğim Covenrty takımı mesela kariyer yapmak için biçilmiş kaftan! Tesisleri 3.Lig standartların üzerinde, takım yapısı fena değil, taraftar profili bir Bradford City gibi tutkulu olmasa da gelişime ve büyümeye, çoğalmaya açık. Şahsen benim her sene arttı. İlk sene 11 bin küsür iken 2019 yılında 32 bin seyircim var.


İngiltere Liginde oynamanın en güzel yanı ise Premier lige çıktığınızda inanılmaz paralar kazanabiliyorsunuz. Yanlış hatırlamıyorsam 122 milyon Euro TV geliri var sene başında. Bu size sene başında bildiriliyor ve tüm sezona yığılarak taksitler haline bu 122 milyon Euro'yu alıyorsunuz. Mesela sene sonunda ligi 5. sırada kapattınız.  Aşağıda göreceğiniz üzere 41 milyon Euro kazanıyorsunuz. Şimdi anlamışsınızdır bu İngiltere Ligi takımları nasıl bu kadar yüksek paralara transfer yapabildiklerini.




Sevgili dostlar, tabi ki bunun bir de Şampiyonlar Ligi var. İlk 4 takım Şampiyonlar Ligi'ne gidebiliyor. Gruplara kaldığınızda 12 milyon Euro, hele bir de derece yaptığınızı düşünün... Gelsin paralar!

Her sene düzenli olarak altyapınızı ve tesislerinizi geliştirin. Bu ilerleyen yıllar için çok önemli. Antrenman sahaları oyuncularınızın gelişim hızını, altyapınızın gelişmişliği ise, regenlerinizin daha kaliteli çıkması ihtimalini artırır.

-- DEVAM TUŞUNA BASMAYI BIRAKIN! --

Altyapınızdan çıkan oyunculara yakın ilgi gösterin. Bana göre oyunun asıl zevki burada başlıyor. Şu Space tuşundan elinizi ayağınızı bir çekin bakalım. Hızlı gitmek bu oyunu sıradanlaştıran, sıkıcılaştıran en bariz şeydir. Girin altyapınıza, çıkan oyuncularınızı inceleyin. Yeni çıkan regenlerinizden kalitesiz olanları öyle hemen göndermeyin. Hepsiyle sözleşme yapın önce. Yavrucuklar okadar uğraşmış takımınıza seçilmiş, bir şans verin :) Kararlılık özellikleri düşük olanları bir düşükten yükseğe sıralayın. Düşük olanları as takımdaki oyunculardan kararlılığı yüksek ve kişilikli oyunculardan ders aldırın. Emin olun oyuncu verimi artacaktır. Bırakın adam 1 yıldız potansiyel olsun. Onunla uğraşın ilgilenin. 18 yaşına kadar U18 de, 18 yaşına bastığında U21'e alın. "Kiralamaya uygun" olarak ayarlayın ve "Kilit oyuncu" olarak isteyen kulüplere verin. Kilit oyuncu olarak istemeyenlere vermeyin, takımınızdan kalsın. Ancak tesisleri çok iyi olan takımlar isterlerse, "Rotasyon" bile dese verin. Zira tesisleri sizinkilerden daha yüksek olduğu için sizden daha çok üst klasmanda eğitim alacaktır. Sonra zaten baktınız 20 yaşına geldi, özelliklerinde değişiklik yok, oyununda bir gelişme göremediniz, gönderebilirsiniz o halde. Oynamanın, oyuncu yetiştirmenin zevkine varın.




As takım, U21 Genç takımı, U18 Genç takımı antrenmanlarını, bireysel antrenmanlarını ve taktiklerini hep kendiniz ayarlayın. Oyuncular ilk regen olarak çıktıklarında fizikleri ve genellikle "Denge ve Güç" özellikleri çok güç olur. Bu bireysel antrenmanları çalıştırın gençlere. Sene başlarında kupa maçlarında önemsiz takımlar gelebiliyor alt liglerden. Mesela bu gençlerinizden antrenmanlarda çıkışta olanlara şans verin. 2-3 tanesini oynatın. Yedekten ya da ilk 11'den. Bırakın elenecekse elensinler, yeterki o çocuk sizin ona güvendiğinizi görsün. Tecrübe kazansın. Takımınızdaki yıldızlarla aynı sahada futbol oynamanın zevkine varabilsin.

Ben ana kadro ekranını oldukça detaylı bir şekilde kullanıyorum. Sizlere de tavsiye ederim. Bu şekilde bir bakışta çoğu detayı görebiliyorsunuz.




Sabredin, başarı gelecektir :)











26 Temmuz 2016 Salı

Harun Tekin'in Kaleminden 'Football Manager'

A(Z)SOSYAL BİR AŞK HİKÂYESİ



Bir kayıt stüdyosu düşünün. Aylarca süren çalışmanın ardından pilot vokal eşliğinde davul kaydı yapılıyor. Dört müzisyen aynı anda çalarken kaydedilebilsinler diye hazırlanmış, dört başı mamur bir ortam. Şarkıcı, kayıt odasıyla kontrol odasını ayıran camın tam önünde, ayakta. Gitarı omzunda. Önünde bir sehpa. Sehpanın üstünde bir bilgisayar. Kayda ara verilen her an, cüsseli ve ucuz bir stoper aranıyor Sarıyer için.
Güzel mi güzel bir kumsal. Aylardan temmuz. Çok iyi anlaşan bir grup insan tatilde. Oyunlar, muhabbetler, yüzmeler… Ve bir şemsiyenin altında, gölgede bir laptop. Herkesin şaşkın bakışları arasında, birisi ciddiyetle ekrana bakıyor: Çorluspor, İnönü’de kupa çeyrek finaline çıkıyor.
Uzun bir turnenin sonları. Otele varır varmaz herkes dinlenmek için yanıp tutuşurken, bir kişi, o kadar yola rağmen, park eden minibüste on dakika kadar fazla mesai yapıyor. Yapmak zorunda. Yapsın ki Adana Demirspor’u bir üst lige çıkaracak maç bitebilsin.
Veya bir bar hayal edin. Eğlenen, dans eden insanlar. Sistemden gelen güzelce bir müzik. Ve uzun süredir görmediğiniz bir arkadaşınız size hasretle sarılıp yüzünüzdeki donukluğu fark edince ikinci soru olarak – biraz kaygılı – şunu soruyor: “Her şey yolunda mı?” Bilmediği şu ki; 12 gündür, günde en az onar saat Football Manager oynamış birinin hayat damarlarından biri kesilmiş demektir.
Bu hikâyelerin hepsi gerçek. Hikâyelerdeki a(z) sosyal de benim. Yaklaşık 25 yıldır, aralıklarla futbol menajerlik oyunlarının pençesinde kıvranıyorum ve ne yalan söyleyeyim, aslında hiç de şikayetçi değilim. Bu tutkunun kaynağında futbol sevgisi olduğundan şüphem yok. Sadece kendimden değil, diğer müptelalardan da biliyorum; futbol sevmeyen biri, bu oyunu sevemez. Ama mesele bundan ibaret değil. Bir yönetme arzusunun, ideal bir dünya kurma hayalinin, kendini dış dünyadan soyutlayabilmenin, başka hiçbir şey düşünmeden odaklanabilmenin, hatta bu odaklanma sırasında fark etmeden alakasız bazı sorunları çözme ihtimalinin izleri var bu tutkuda. Ve tıpkı futbol gibi, menajerlik oyununu da herkes meşrebince oynar. Kimisi gerçek hayatta tuttuğu takımla oynar, “O kadro bende olacaktı ki…” cümlesinin test sahası olur oyun dünyası. Kimi, dünyanın en iyi takımlarından birini seçer. Bu seçim, ya kazanma bağımlılığıyla ya da fazla efor harcamadan oyundan keyif alma arzusuyla açıklanabilir ki bence ikincisi daha makbuldür.
Benim gibi bazıları ise herhalde iddiayla mazoşizmin bir karışımı olarak da okunabilecek şekilde, alt liglerden bir takımı alıp kulübün kıt kanaat imkanlarıyla onu birkaç yıl içinde en üst lige, sonra da Avrupa’nın zirvesine çıkarmaya çalışır. Bunu yaparken hile hurdaya başvurmamak da esastır. Bucaspor’la play-off finalinde 90+5’te yediğim golle birinci ligi ıskaladığım oyunu örnek gösterebilirim. Mükemmel bir sezonun çok talihsiz finaliydi o. Ve içim kan ağlasa da o maçı ‘load’ edip yeniden oynamayı düşünmedim.
Futbolu bir kez olsun nizami bir sahada oynamayı deneyimleyen çoğu insan, nasıl gönül verdiği takımın forveti gol kaçırınca “O golü ben bile atarım” demeden önce yüz kere düşünürse, futbol menajerlik oyunları da hocalarla ilgili eleştirilerinizi nispeten makul seviyeye çekmenize yol açar. Adamın uğraştığı neler ve neler ve neler olduğunu hayal edebilmek, futbolu sadece bir deşarj yolu olarak yaşayan milyonlarca insan için hiç kolay değildir. Bir onu gerçekten yaşayanlar bilir, bir de menajerlik oyunu oynayanlar biraz anlar.
Anlar, çünkü bir ay içinde üç sağ bekiniz sakatlanabilir. Ya da iki yıl takip edip sözleşmesi biter bitmez kadronuza kattığınız Nijeryalı genç forvetin ilk hazırlık maçında ayağı kırılabilir. Veya sonunda bulduğuz harika kaleci antrenörünüzü büyük bir takım çat diye alıverir. Hiçbir makul isteğinizi karşılamayan yönetim kurulunuz sizi deli edebilir.


Yönetim kurulu demişken. Diyarbakırspor’un başındayım. Sene gerçekte 2003, oyunda 2019. Son 7 yılda 6 şampiyonluk, iki UEFA kupası ve bir Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu kazanmışız. Altyapıdan yetişen Fuat adında bir stoperi yeterince uzun olmadığı ve tekniği çok iyi olduğu için orta sahanın göbeğine koyduğumdan beri kendisi ligin en değerli oyuncusu. İşler yolunda. Hatta o kadar çok parası var ki kulübün, dünyanın en iyi forvetini almaya hazırız. Fakat almak kolay değil.
Kulübün 350 milyon euro’dan fazla parası var. Yarısından fazlası da transfer için kullanılabilir durumda. Almak istediğim Brezilyalının görünüşteki transfer bedeli 50 milyon euro civarı. Fakat, kulübünde mutlu olan çok iyi bir oyuncu için transfer bedelinin en az iki katını gözden çıkarmanız gerekiyor. Neyse ki paramız var. 80 milyon? “Hayır” diyor kulüp. 100? Hayır. 125? Hayır. Fakat ‘minimum release clause’ (serbest kalma bedeli) var: 150 milyon euro’yu veren oyuncuyu alır. Veriyoruz. Kontrat görüşmeleri filan derken yönetim kurulu transferi veto ediyor: Tek bir oyuncuya bu kadar para verilmezmiş. Israr, ret, yönetim kuruluna verilen ültimatom ve Diyarbakırspor efsane hocasını kovar.
Ekranın başında beş-altı dakika hareketsiz kaldığımı hatırlıyorum. Onca emek, yetiştirilen oyuncular, alınan kupalar, takımın geldiği yer, hepsi bir anda berhava oluyor. İşsizsiniz bir anda. Neyse ki oyunun yapay zekâsı beni çok uzun süre boşta bırakmıyor ve bir iki ay içinde Beşiktaş’tan gelen teklifi kabul ediyorum. Ve 2029’a kadar süren başarılı bir sürecin ardından, sadece bunun için geçen o yılların ardından, Diyarbakırspor eski hocasını tekrar takımın başına getiriyor. Mutlu son.
Fakat işte zurnanın zırt dediği yer; eğer gerçekte var olmayan oyuncularla oynamayı dert etmiyorsanız, oyunun sonu yok. Gittiği yere kadar gidiyor yani. Benim durumumda gittiği yer şunlardan biri olmuştur hep: Aşırı asosyalleştiğimi fark eden bir dostun ikazı, aşırı asosyalleşmeden muzdarip olan ben, yukarıda anlattığım türden gönül okşayan bir ‘grand finale’, iflah olmaz bir başarısızlık tablosu, çok çalışmam gereken bir dönemin başlaması, ya da…
Ya da o rüya, artık beynimin inceden yanmaya başladığını bana kibarca anlatan o rüya. Yanılmıyorsam o yaz Çanakkale Dardanelspor’la başarıdan başarıya koşuyorum. İstanbul boş, hava sıcak ve tatil fikri aklımın ucundan bile geçmeden günde 14 saat gibi bir ortalamayla oynuyorum. Uyumak zorunda olduğum için uyuduğum bir gece, oyunun o harika arama motorunda Galatasaray için uzun boylu bir bas gitarist ararken buldum kendimi. Gerçeği andıran bütün rüyalar gibi ürkütücüydü. Uyandığımda oyunu üç-dört seneliğine, sigarayı bırakır gibi bıraktığımı hatırlıyorum.
Tabii artık biraz daha makul süreler harcayarak oynuyorum. Son göz ağrım Altay. İki sezonda en üst lige çıktık, fakat birinci lig şampiyonluğu için 2020’ye kadar beklememiz gerekti. Şu sıralar, son iki yılın şampiyonu olan Altay’la 2021-2022 sezonunu idrak ediyoruz ve lige verilen arada oynanan kupa maçları ve yabancı sınırı beni sinir ediyor. Takımın iskeletinin en ucunda altyapıdan ellerimle büyüttüğüm Reha Dönmez (2001 doğumlu) var. Orta sahadaki vazgeçilmezim Arjantinli Nahuel Giglio (Real Madrid istiyor da vermiyoruz, 22 yaşında). Defansın belkemiği Schalke altyapısından 2.01’lik Tevfik Şen. Kalede ise şu anda gerçek dünyada Bucaspor’un kalesini koruyan ve benim oyuna göre üç-dört yıl içinde ülkenin en iyi üç kalecisinden biri haline gelecek Ömer Kahveci var. Toplam kaç saat oynadığımı burada yazacak değilim elbette ama oyunun menüsündeki bağımlılık-ölçer satırında şöyle yazıyor: “You just put the game on holiday to see these messages, didn’t you?” (Mealen: Sırf burada ne yazacağını görmek için oyun içinde tatile çıktın, değil mi?)
Velhasıl tatil bu kafayla biraz zor. Oyunda da, gerçek hayatta da…
*Bu yazı, Socrates Dergi’nin Temmuz sayısında yayımlanmıştır.

18 Temmuz 2016 Pazartesi

Taktik | date! 442 (from the chicken wing author) someone struck gold



Selamlar!

Efenim sizlere Football Manager 2016 'nın (bence) en iyi taktiğini sunmak istiyorum. Veeeeee karşınızdaaaaaaaaaaaaaaaaaa "date! 442".

Emin olunuz bir çok taktik denedim. Hepsi de eminim ki işe yarıyordur ama kısa vadede kanımca en çok iş gören bu. Katılırsınız katılmazsınız size kalmış ancak ben sizlere resimlerle bunu kanıtlamak isterim. 

İngiltere 3. Lig ekibi Coventry ile yapıyorum şu aralar kariyer. Kuzenle birlikte Multiplayer yapıyoruz. Şu an benim için işler bir hayli iyi gidiyor (taktik sağolsun), ancak onun için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Neyse karıştırmayalım şimdi onu :)

Bu görselleri taktiği aldığım forumda da paylaştım.


Pek fazla çene yormak istemiyorum. Sizleri görsellerle baş başa bırakayım efem!

(Görselleri büyütmek için üzerine basarbilirsiniz)





- SEZON 1 - 



- SEZON 2 - 



- SEZON 3 -



8 Ocak 2016 Cuma

Football Manager 2016 - "Serbest Oyun Kurucu" Rolü



Tekrar bir rehber yazısıyla hepinize merhabalar. Bugün sizlere "Serbest Oyun Kurucu" rolündeki oyuncuların nasıl olması gerektiğini, hangi özelliklerinin yüksek olup, hangi görevleri verebileceğimizden bahsedeceğim.

"Serbest Oyun Kurucu"rolü verdiğimiz oyuncu hem defansif orta saha pozisyonunda, hem de merkez orta sahada görev alabilmektedir. Bu oyuncu top rakipteyken kalemize gelebilecek tehlikeleri önceden sezip müdahale etmesinin yanısıra, top bizdeyken ise topu takım arkadaşlarına güvenli bir şekilde ulaştırıp takımını hücuma hazırlamakla sorumludur. Yani sahadaki on birimizin kalbidir. Her zaman takım arkadaşlarının işini kolaylaştırır. Geri dönüp top alır, ver kaç yaparak top alıp top verir. Bu nedenle fiziksel özelliklerinin yanısıra teknik özellikleri de çok çok önemlidir.

"Serbest Oyun Kurucu" rolündeki oyuncumuz gol aramaz, gole giden kapıları açar, gol fırsatları yaratır. Savunmanın arkasına öldürücü paslar atar ve forvetimize bir çok gol fırsatı sağlar.

Bu oyuncu için en gerekli özellikleri aşağıdaki görsellerde görebilirsiniz. Mavi renkli olanlar "olmazsa olmaz" özelliklerdir. Gri renkli olanlar ise "olmasa da olur ancak olursa tadından yenmez" özellikleridir.






-Oyuncu Talimatları-





--------------------------------------------------------------